Ana Sayfa > Rüyaya Yönelik Ameller
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
 
Doğru-Yalancı Rüyalar
Gerçek Rüyalar
İlginç Rüyalar
Nefis ve Ruh
Rüya Sınıfları
Rüya Tabirinde Saygınlık
Rüya Tabirleri İlmi
Rüya Tabirlerini Farklılaştıran Etkenler
Rüyaların Doğruluk Derecesi
Rüyaların Tabiri Nezaman Gerçekleşir?
Rüyaya Yönelik Ameller
Rüyayı Başkalarına Anlatmak Doğrumudur?
Rüyü Çeşitleri ve Rüyanın İlginç Yanları
Şahıslara Göre Rüyaların Özellikleri
Ters Rüyalar
Unutulan Rüyanın Tabiri
Uyku Nedir?
Uyuma Adabı

Rüyaya Yönelik Ameller

UYUMADAN ÖNCE YAPILMASI TAVSİYE EDİLEN AMELLER
et-Tehzib adlı kitapta, İmam Sadık'tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Kim uyumadan önce abdest alır ve temiz bir şekilde yatağına girerse, yatak onun için mukaddes bir mescit gibi olur. Uyumadan önce abdest almayı unutan kimse, yataktayken teyemmüm alabilir. Allah, abdestli olarak yatağa giren kimseye öyle bir başarı verir ki, asla namaz ve Allah'ı anma konusunda tembellik etmez."

el-Hisal'da, İmam Ali'den (a.s) şu rivayet nakledilmiştir: «Uyumadan ve henüz yatağa girmeden önce şu duayı okuyun:

اُعيذُ نَفْسي وَ اَهْلي وَ مالي وَ وَلَدي وَ خَواتيمَ عَمَلي وَ ما رَزَقَني رَبّي وَ خَوَّلَني بِعِزَّةِ اللهِ وَ عَظَمَةِ اللهِ وَ جَبَرُوتِ اللهِ وَ سُلْطانِ اللهِ وَ رَحْمةِ اللهِ وَ رَأفَتِ اللهِ وَ غُفْرانِ اللهِ وَ قُوَّةِ اللهِ وَ قُدْرَةِ اللهِ وَ جَلالِ اللهِ وَ بِصُنْعِ اللهِ وَ اَرْكانِ اللهِ وَ بِجَمْعِ اللهِ وَ بِرَسُولِ اللهِ وَ بِقُدْرَةِ اللهِ عَلَى ما يَشآءُ مِنْ شَرِّ السّآمَّةِ وَ الْهآمَّةِ وَ مِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَالْإنْس وَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ما دَبَّ عَلَى الأَرْضِ وَ ما يَخْرُجُ مِنْها وَ ما يَنْزِلُ مِنَ السَّمآءِ وَ ما يَعْرُجُ فيها وَ مِنْ شَرِّ كُلِّ دآبَّةٍ رَبّي عَلَى صِراطٍ مُسْتَقيمٍ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَديرٌ وَ لا حَوْلَ وَ لا قُوَّةَ الاّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظيمِ

Uîzu nefsî ve ehlî ve mâlî ve veledî ve havâtîme amelî ve mâ razaqanî rabbî ve havvelenî bi izzetillâh ve azametillah ve ceberû-tillâh ve sultânillâh ve rahmetillâh ve ra'fetillâh ve ğufrânillâh ve quvvetillâh ve qudretillâh ve celâlillâh ve bi sun'illâh ve erkânillah ve bi cem'illâh ve bi resûlillâh ve bi qudretillâhi alâ mâ yeşâu min şerris sâmmeti vel hâmme ve min şerril cinni vel ins ve min şerri kulli mâ debbe alel arz ve mâ yehrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâ ve mâ yehrucu fîhâ ve min şerri kulli dâbbetin, rabbî alâ sirâtin mustaqîm ve huve alâ kulli şey'in qadîr ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

[Nefsimi, ailemi, malımı, evladımı, işlerimin akıbetini ve Rabbimin bana verdiği bütün nimetleri zehirli ve ısırgan hayvanların, cinlerin ve insanların, karada yaşayan ve içinden çıkan canlıların, gökten inen ve göğe çıkanların ve Rabbimin yarattığı bütün canlıların şerrinden Allah'ın izzetine, azametine, ceberutuna, saltanatına, rahmetine, şefkatine, bağışlayıcılığına, kuvvetine, kudretine, celâline, hekimane sanatına, rükünlerine, (istediğini istediği zaman ve istediği yerde) toplayıcılığına, resulüne ve dilediğine uyguladığı gücüne sığındırırım. Rabbim her şeyi korur, gözetir ve O, her şeye kadirdir. Güç ve kuvvet, ancak azamet sahibi yüce Allah'tandır.]

Kim bu duayı okursa, korktuğu her şeyden Allah onu korur, göze-tir. Nitekim Peygamberimiz de (s.a.a) bu duayla Hasan ile Hüseyin'i (a.s) Allah'a sığındırırdı.»

Şeyh Saduk'un Emalî adlı eserinde İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah, uyumadan önce 100 İhlâs Suresi okuyan kimsenin 50 yıllık günahını bağışlar."

Felahu's-Sail'de yine İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce 11 kez İhlâs Suresi okursa, Allah onun günahlarını bağışlar ve komşuları hakkında şefaatte bulunur."

Aynı şekilde İmam Ali'den rivayet edilmiştir ki; "Kim uyumadan önce bu sureyi okursa, onu koruması için Allah bin meleğini görevlendirir ve bu sure, 50 yıllık (amellerinin) kefareti olur."

Yine Felahu's-Sail'de İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Uykuda korkmamak ve kötü rüyalar görmemek için uyumadan önce Nas ve Felak surelerini, ardından da Ayetel Kürsi'yi okuyun."

Aynı şekilde Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edil­miştir: "Kim uyumadan önce İhlas, Felak, ve Nas surelerinden herha­ngi birini 3 kez okursa, Kurân-ı Kerim'in tamamını okumuş gibi olur. Kurân'ın her ayetinin karşılığı olarak da ona peygamber sevabı verilir. Tıpkı anadan yeni doğmuş gibi tüm günahları silinir, temizlenir. O gün ölecek olursa, şehit olarak ölür."

Mekarimu'l-Ahlak'ta, Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: "İçinizden kim kabir azabından kurtulmak istiyorsa, her gece uyumadan önce Tekasur Suresi'ni okusun."

el-Fakih'te, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Şirkten uzak olmak için uyumadan önce İhlas ve Kafirun surelerini okuyun."

Aynı şekilde İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet edil­miştir: "Kim uyumadan önce 11 kez Kadir Suresi'ni okursa, Allah onun için genişliği gökyüzü kadar olan bir nur ve bu nurun her derece­sinde bin melek yaratır. Meleklerin her birinde bin dil, her dilinde de bin lügat vardır ve onlarla bu sureyi okuyan için bağışlanma dilerler."

Mecmau'l-Beyan'da, Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce Şehadet Ayeti'ni okursa, Allah onun için yetmiş bin melek yaratır ve bunlar, kıyamete kadar onun adına bağışlanma dilerler."

Şehadet Ayeti:

)شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ(

"Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O'ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hekim olan Allah'tan başka ilah yoktur."[32]

Usul-u Kafi'de, Peygamber efendimizden şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce Ayetel Kürsi okursa Allah onu, ailesini, komşusunu, komşusunun komşusunu ve etrafındaki evleri her türlü beladan korur."

Aynı şekilde, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce 3 kez Ayetel Kürsi, Şehadet Ayeti, Sahhara Ayeti ve Secde suresinin son ayetini okursa, Allah iki şeytanı onu diğer şeytanlardan koruması için görevlendirir. Onlarla birlikte 30 melek yaratır ve bu melekler, duayı okuyan kişi uyanıncaya kadar Allah'ı hamt ederler, O'nu tespih ederler, tehlil (lâ ilâhe illâllah) okurlar, tekbir getirirler ve O'ndan bağışlanma dilerler. Tüm bunların sevabı ise uyuyan kimseye yazılır."

Sahhara Ayeti:

)إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثاً وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَالأَمْرُ تَبَارَكَ اللّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ (

"Şüphesiz, Rabbimiz, öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır da sonra arşa hâkim ve mutasarrıf olmuştur; aceleyle ve durmadan geceyi takip eden gündüze gecenin örtüsünü atar, o örtüyle örter onu ve güneş de onun emrine ram olmuştur, ay da, yıldızlar da. İyice bilesiniz ki yaratış da onun, buyruk da; alemlerin Rabbi Allah'ın şanı ne de yücedir."[33]

Secde Suresi'nin son ayeti:

)فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ(

"Artık yüz çevir onlardan ve bekle; şüphe yok ki onlar da beklemedeler."[34]

Sevabu'l-Âmal'da İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce 3 kez şu duayı okursa, anasından yeni doğmuş gibi günahları silinir:

اَلْحَمْدُ لِلَهِ الَّذي عَلا فَقَهَرَ وَ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذي بَطَنَ فَخَبَرَ وَ الْحَمْدُ لِلَهِ الَّذي مَلَكَ فَقَدَرَ وَ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذي يُحْيي الْمَوْتَى وَ يُميتُ الأحْياءَ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٍ

el-Hamdu lillâhillezî alâ feqaher vel hamdu lillâhillezî betane fe-haber vel hamdu lillâhillezî meleke feqader vel hamdu lillâhillezî yuhyil mevtâ ve yumîtul ahyâ ve huve alâ kulli şey'in qadîr.

[Yüce olan ve kahreden Allah'a hamd olsun, gizli işlerden haber veren Allah'a hamdolsun, her şeye malik olan ve hükmeden Allah'a hamdolsun, ölüleri dirilten ve dirileri öldüren Allah'a hamdolsun. O, her şeye kadirdir.]

Ve kim uyumadan önce üç kez şöyle söylerse bin rekât namaz kılmış gibi olur:

يَفْعَلُ اللهُ ما يَشآءُ بِقُدْرَتِهِ وَ يَحْكُمُ ما يُريدُ بِعِزَّتِهِ

Yef'alullâhu mâ yeşâu biqudratih ve yehkumu mâ yurîdu bi-izzetih."

[Allah, dilediğini kudretiyle yapar ve dilediğine izzetiyle hükmeder.]

el-Hisal'da, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce 100 kez lâ ilâhe illallâh derse, Allah onun için cennette bir ev inşa eder."

Sevabu'l-Âmal'da da rivayet edilmiştir ki; "Kim uyumadan önce 100 kez istiğfar ederse, tıpkı ağaçların yapraklarını döktüğü gibi günahları dökülür."

Camiu'l-Ahbar'da Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce şöyle derse, ağaçların yaprakları, çöldeki kum tanecikleri ve dünya günleri sayısınca günahları olsa da, Allah onun tüm günahlarını bağışlar:

اَسْتَغْفِرُ اللهَ الَّذي لآ اِلهَ الاّ هُوَ الحَىُّ القَيُّومُ وَ اَتُوبُ اِلَيْهِ

Estağfirullâhellezî lâ ilâhe illâ huvel hayyul qayyûm ve etûbu ileyh.

[Kendisinden başka ilah olmayan, diri ve ayakta olan Allah'tan bağışlanma diler, ona dönerim (tövbe ederim).]

Felahu's-Sail'de İmam Cafer Sadık'tan (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce şu duayı okur da aynı gece ölürse, cennete girer:

اَللهُمَّ اِنّي اُشْهِدُكَ اَنَّكَ افْتَرَضْتَ عَلَىَّ طاعَةَ عَلِىِّ ابْنِ اَبي طالِبٍ (وَ الأئِمَّةِ مِنْ وُلْدِهِ) وَ الْحَسَنِ وَ الْحُسَيْنِ وَ عَلِىِّ ابْنِ الْحُسَيْنِ وَ مُحَمَّدِ ابْنِ عَلِىٍّ وَ جَعْفَرِ ابْنِ مُحَمَّدٍ وَ مُوسَى ابْنِ جَعْفَرٍ وَ عَلِىِّ ابْنِ مُوسَى وَ مُحَمَّدِ ابْنِ عَلِىٍّ وَ عَلِىِّ ابْنِ مُحَمَّدٍ وَ الْحَسَنِ ابْنِ عَلِىٍّ وَ الْحُجَّةِ ابْنِ الْحَسَنِ الْعَسْكَرىّ (عَلَيْهِمُ السَّلامُ)

Allâhumme innî uşhiduke ennekefterazte aleyye tâ'ate Aliyyi'b-ni Ebî Tâlib (vel eimmeti min vuldih) vel Haseni vel Huseyn ve Aliyyi-bnil Huseyn, ve Muhammedibni Aliyy ve Ca'fer ibni Muhammed ve Mûsebni Ca'fer ve Aliyyibni Mûsâ, ve Muhammedibni Aliyy ve Aliyyibni Muhammed vel Hasenibni Aliyy vel Huccetibnil Hasenil Askeriyy (Aleyhimusselâm)"

[Allah'ım, seni kendime tanık ederim ki; sen, Ali b. Ebu Talib'in (a.s) ve onun soyundan gelen (isimleri yukarıda zikredilen) imamların (a.s) itaatini bana farz kıldın.]

Mecmau'l-Beyan'da, İmam Cafer Sadık'tan şöyle rivayet edilmiştir: "Kim uyumadan önce Hz. Fatıma (s.a) Tespihatı'nı[35] okursa, Allah'ın Kurân-ı Kerim'de adından söz ettiği 'Allah'ı çokça anan kadınlar ve erkekler' zümresinde yer alır."

Hülasatu'l-Ezkar'da şöyle rivayet edilmiştir:

«Uyumadan önce (müstahap olarak) şu ameller yerine getirilmelidir:

1-Üç kez İhlas Suresi okumak: Allah, bu sureyi 3 kez okuyan kimseye Kurân'ın tamamını okuma sevabı verir.

2-Tespihat-ı Erbaa'yı okumak: "Subhânallahi ve'l-hamdulillâhi ve lâ ilâhe illalâhu va'l-lahu ekber" demek.

3-Ölmüş ve bu dünyadan göçmüş emvatınız hakkında bağışlanma dilemek, onları kendinizden razı ve hoşnut etmek: Bunun için şu duayı okumak daha iyidir:

اَللهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنينَ وَ الْمُؤْمِناتِ وَ الْمُسْلِمينَ وَ الْمُسْلِماتِ

Allâhummeğfir lilmu'minîne vel mu'minât, vel muslimîne vel muslimât.

Allah'ım, kadın-erkek inananları ve kadın-erkek Müslümanları bağışla.

4-Şu salâvatla Peygamber efendimizi (s.a.a) ve diğer peygamberleri (a.s) kendinize şefaatçi edinmek:

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى جَميعِ الأنْبِياءِ وَ الْمُرْسَلينَ

Allâhumme salli alâ Muhammed ve âl-i Muhammed, Allâhum-me salli alâ cemî'il embiyâi vel murselîn. »

[Allah'ım, Muhammed'e ve O'nun Ehlibeyt'ine salât gönder; Allah'ım, bütün peygamber ve resullere salât gönder.]

Yukarıda yer alan hadis, mezkûr kitapta tam metniyle Hz. Fatıma'-dan rivayet edilmiştir. Rivayet şöyledir: "(Hz. Fatıma buyurdu ki:) Bir gece uyumadan önce Resul-i Ekrem (s.a.a) geldi ve 'Kızım, uyumadan önce şu dört ameli yerine getir' buyurdu." Hz. Fatıma (s.a), daha sonra babasından rivayet ettiği bu dört ameli sıralamıştır.

Aynı şekilde, rivayetlerde uyumadan önce göze sürme çekmek de tavsiye edilmiştir. Rivayet edilmiştir ki; "Uyumadan önce gözünüze yedi mil sürme çekin. Bunlardan dördü sağ göze, üçü de sol göze çekilmelidir. Sürme çekerken şu duayı okuyun:

اَللّهُمَّ اَسْئَلُكَ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ أنْ تَجْعَلَ النُّورَ في بَصَري وَ الْبَصيرَةَ في ديني وَ الْيَقينَ في قَلْبي وَ الإخْلاصَ في عَمَلي وَ السَّلامَةَ في نَفْسي وَ السِعَةَ في رِزْقي وَ الشُّكْرَ لَكَ اَبَداً ما أبْقَيْتَني اِنَّكَ اَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٍ

Allâhumme es'eluke bihaqqi Muhammedin ve âl-i Muhammed ve en tec'alen nûre fî basarî vel basîrete fî dînî vel yaqîne fî qalbî vel ihlâsa fî amelî ves selâmete fî nefsî ves si'ate fî rizqî veş şukra leke ebedem mâ ebqaytenî, inneke ente alâ kulli şey'in qadîr.

[Allah'ım, Muhammed ve Ehlibeyt'i hürmetine senden diliyorum: Gözümde ışığı, dinimde basireti, kalbimde yakîni, amelimde ihlası, canımda sağlığı, rızkımda genişliği ve hayatta olduğum sürece (dilimde) şükrü daima bana mukadder eyle. Şüphe yok ki, sen her şeye kadirsin.]

BELİRLİ SAATLERDE UYANMAK İÇİN TAVSİYE EDİLEN AMELLER
Usul-u Kafi'de İmam Cafer Sadık (a.s), Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet etmektedir:

"Kim gece yarısı, belirli bir saatte uyanıp namaz kılmak isterse şu duayı okusun:

اَللّهُمَّ لا تُؤْمِنّي مَكْرَكَ وَ لا تُنْسِني ذِكْرَكَ وَ لا تَجْعَلْني مِنَ الْغافِلينَ اَقُومُ اِنْ شآءَ اللهُ ساعَةَ كَذا وَ كَذا

Allâhumme lâ tu'minnî mekrak ve lâ tunsinî zikrak ve lâ tec'-alnî minel ğafilîn, equmu inşâ'allâhu sâ'ate kezâ ve kezâ.

[Allah'ım, beni çarelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma ve beni gafillerden eyleme. Allah dilerse, falan saatte uyanırım.]

Kim bunu yaparsa, Allah da bir meleğini onu istediği saatte uyandırması için görevlendirir."

Felahu's-Sail'de, İmam Musa Kâzım'dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Gece namazı için uyanmak isteyen kimse şu duayı okusun:

اَللّهُمَّ لا تُؤْمِنّي مَكْرَكَ وَ لا تُنْسِني ذِكْرَكَ وَ لا تُوَلّي عَنّي وَجْهَكَ وَ لا تَهْتَكِّ عَنّي سِتْرَكَ وَ لا تَأخُذْني عَلَى تَمَرُّدي وَ لا تَجْعَلْني مِنَ الْغافِلينَ وَ ايْقِظْني مِنْ رَقَدَتي وَ سَهِّلْ لِىَ الْقِيامَ في هذِهِ اللَّيْلَةِ في اَحَبِّ الأوْقاتِ اِلَيْكَ وَ ارْزُقْني فيها الصَّلاةَ وَ الشُّكْرَ وَ الدُّعاءَ حَتّى اَسْئَلُكَ فَتُعْطيني وَ اَدْعُوكَ فَتَسْتَجيبُ لي وَ اَسْتَغْفِرُكَ فَتَغْفِرْ لي اِنَّكَ اَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحيمُ

Allâhumme lâ tu'minnî mekrak ve lâ tunsinî zikrak ve lâ tuvellî annî vechek ve lâ tehtekki annî sitrak ve lâ te'huznî alâ temerrudî ve lâ tec'alnî minel ğafilîn vey qiznî min raqadetî ve sehhil liyel qiyâme fi hâzihil leyle fî ehebbil evqâti ileyk verzuqnî fîhes salâte veşşukre vedduâ'e hattâ es'eluke fetu'tînî ve ed'ûke fetestecîbu lî ve esteğfiruke feteğfir lî, inneke entel ğafûrur rahîm."

[Allah'ım, beni çarelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma, yüzünü benden çevirme, seninle aramda olan (hayâ) perdesini yırtma, isyanımla beni cezalandırma, beni gafillerden eyleme, uykumdan uyandır; bu gecede, senin hoşlandığın en güzel zamanda ayağa kalkabilmeyi bana kolay kıl; bu gecede beni namazla, şükürle ve duayla rızıklandır. Ta ki senden isteyeyim, sen de bana veresin; seni çağırayım, sen de bana icabet edesin; senden bağışlanma dileyeyim, sen de beni bağışlayasın. Şüphe yok ki, sen çok bağışlayansın, rahimsin.]

Felahu's-Sail'de, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "İstediği saatte uyanmak isteyen kimse uyumadan önce şu ayeti okusun:

)قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَداً(

"De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, bana vahyedildi ki, mabudunuz ancak ve ancak bir mabuttur. Artık Rabbiyle buluşmayı uman kimse iyi işlerde bulunsun ve Rabbinin kulluğunda hiçbir kimseyi eş tutmasın."[36]

Kim bu ayeti okursa, onun nuru Mescid-i Haram'a kadar parlar ve melekler bu nurun arasında onun için Allah'tan bağışlanma diler."

Ve yine rivayet edilir ki; "Kim belirli bir saatte uyanmak ister de uyumadan önce şu ayeti okursa, Allah'ın izniyle muradına erer:

)وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُواْ مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ(

"Biz Kâbe'yi insanlara sevap kazanılacak bir toplantı ve güven yeri yaptık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e: Evimi tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için temizleyin, diye kuvvetli bir emir vermiştik."[37]

Havassu'l-Âyât'ta rivayet edilmiştir ki; "Kim gecenin belirli bir saatinde uyanmak istiyorsa, uyumadan önce şu ayetleri okusun:

)إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلاً (107) خَالِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلاً (108) قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَاداً لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَداً (109) قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَداً(

"İnanıp iyi işler yapanlara gelince, onların konağı da Firdevs cennetleridir. Orada ebedi olarak kalırlar ve oradan ayrılmak da istemezler. De ki: Deniz mürekkep olsa tükenir, yazılmaz Rabbimin sözleri tükenmeden, hatta o deniz kadar bir deniz daha eklense gene tükenir, yazılamaz. "De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, bana vahyedildi ki, mabudunuz ancak ve ancak bir mabuttur. Artık Rabbiyle buluşmayı uman kimse iyi işlerde bulunsun ve Rabbinin kulluğunda hiçbir kimseyi eş tutmasın."[38]

Sonra da şu duayı okusun:

اَللّهُمَّ ايْقِظْني في وَقْتِ كَذا فَاِنَّ رُوحي بِيَدِكَ فَاسْتَغْفِرُكَ فَاغْفِرْ لي اِنَّكَ اَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ فَعّالٌ لِما يُريدُ لا اِلهَ اِلاّ اَنْتَ سُبْحانَكَ اِنّي كُنْتُ مِنَ الظّالِمينَ

Allâhumme'yqiznî fî vaqti kezâ fe inne rûhî biyedike festeğ-firuke feğfir lî, inneke ente alâ kulli şey'in qadîrun fe'âlun limâ yurîd, lâ ilâhe illâ ent, subhâneke innî kuntu minezzâlimîn."

[Allah'ım, falan saatte beni uyandır, şüphe yok ki ruhum senin elindedir. O halde senden bağışlanma diliyorum, sen de beni bağışla. Şüp-hesiz sen, her şeye kadirsin, dilediğini yaparsın. Yoktur senden başka ilah, tenzih ederim seni. Doğrusu ben, zalimlerden oldum.]

Ve yine rivayet edilmiştir ki; "Kim uyumadan önce Kehf Suresi'-nin son ayetini okursa, hiçbir şeyden korkmaz."

Ebu Said Hudrî, Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir. "Kim Kehf Suresi'nin son ayetini okursa, Deccal ortaya çıktığında ondan güvende olur."

Yine Havassu'l-Âyât'ta rivayet edilmiştir ki; "Kim şu ayetleri sürekli okursa, kalbi kin ve düşmanlıktan temizlenir, imanı sabitleşir, dünya ve ahiret utancından güvende olur:

)إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ (190) الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (191) رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ (192) رَّبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِياً يُنَادِي لِلإِيمَانِ أَنْ آمِنُواْ بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الأبْرَارِ (193) رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلاَ تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ(

"Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette akıl sahipleri için ibretler vardır. Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. 'Rabbimiz, derler; bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru! Rabbimiz, gerçekten de sen kimi ateşe atarsan şüphe yok ki onu hor hakir bir hale sokarsın ve zalimlere hiçbir yardımcı yoktur. Rabbimiz, biz, 'Rabbinize inanın' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al! Rabbimiz, bize, elçilerine vaat ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil, perişan etme. Zira sen verdiğin sözden dönmezsin!"[39]

Eğer bu ayetleri ağaçtan yapılmış bir tabağa yazar, zemzem suyuyla yıkar ve onunla geceleyin kalkamayan birine su içirirseniz, o kimse istediği saatte uyanabilir."

İMAM ALİ'NİN (A.S) GECE YARILARINDA OKUDUĞU DUA
اِلَهي كَمْ مِنْ مُوبِقَةٍ حَلُمْتَ عَنْ مُقابَلَتِها بِنِقْمَتِكَ وَ كَمْ مِنْ جَريرَةٍ تَكَرَّمْتَ عَنْ كَشْفِها بِكَرَمِكَ اِلَهي اِنْ طالَ في عِصْيانِكَ عُمْري وَ عَظُمَ في الصُّحُفِ ذَنْبي فَما اَنَاْ مُؤَمِّلٌ غَيْرَ غُفْرانِكَ وَ لا اَنَاْ راجٍ غَيْرَ رِضْوانِكَ اِلَهي اُفَكِّرُ في عَفْوِكَ فَتَهُونُ عَلَىَّ خَطيئَتي ثُمَّ اَذْكُرُ الْعَظيمَ مِنْ اَخْذِكَ فَتَعْظُمُ عَلَىَّ بَلِيَّتي آهٍ اِنْ اَنَاْ قَرَأتُ في الصُّحُفِ سَيِّئَةً اَنَاْ ناسيها وَ اَنْتَ مُحْصيها فَتُقُولُ خُذُوهُ فَيالَهُ مِنْ مَأخُوذٍ لا تُنْجيهِ عَشيرَتُهُ وَ لا تَنْفَعُهُ قَبيلَتُهُ آهٍ مِنْ نارٍ تُنْضِجُ الأكْبادَ وَ الْكُلَى آهٍ مِنْ نارٍ لِلشَّوَى آهٍ مِنْ غَمْرَةٍ مِنْ مُلْتَهِماتِِ لَظَى

İlâhî kem min mûbiqatin helumte an muqâbeletihâ biniqme-tike ve kem min cerîretin tekerramte an keşfihâ bikeremike, ilâhî in tâle fî isyânike umrî ve azume fis suhufi zenbî femâ ene muem-melun ğayra ğufrânike ve lâ ene râcin ğayra rizvânike, ilâhî ufekkiru fî afvike fetehûnu aleyye hatîeti summe ezkurul azîme min ahzike feta'zumu aleyye beliyyetî, âhin in ene qara'tu fissuhufi seyyieten ene nâsîhâ ve ente muhsîhâ feteqûlu huzûhu feyâlehu min me'hûzin lâ tuncîhi aşîretuhu ve lâ tenfe'uhu qabîle-tuhu, âhin min nârin tunzicul ekâbide vel kulâ, âhin min nârin lişşevâ, âhin min ğamretin min multehibâti lezâ.

[Allah'ım, nice günahlar var ki sen onlara karşı sabreder ve azap etmek için acele etmezsin ve sana karşı nice cüret edenler olmuştur ama sen onların hatalarını kendi kereminle örtersin.

Allah'ım, eğer ömrümün çoğunu sana isyanla geçirmişsem ve günah defterim kabarmışsa yine de senin bağışlamanı arzu ediyor ve senin rızanı ümit ediyorum.

Allah'ım, senin affını düşünüyorum. Affını düşündükçe de hatalarım bana daha hafif geliyor. Sonra da senin büyük cezalandırmanı düşünüyorum. Bunu yapınca da günahlarımdan dolayı başıma gelecek belalar (gözümde) daha da büyüyor.

Ah, amel defterime işlenmiş ve benim unutmuş olduğum kötülükleri okuduğumda sen onu sayacak ve şöyle diyeceksin: Yakalayın onu (günahlarından dolayı); vay hâline onun, artık onu ne akrabası ne de kabilesi kurtarabilir!

Ah! Böbrekleri ve ciğerleri yakıp kavuran ateş ne acı! Evire çevire yakıp kül eden ve kasıp kavuran ateş ne acı!]

İMAM ZEYNELABİDİN'İN (A.S) GECE YARILARINDA OKUDUĞU DUA
اِلهي غارَتْ نُجُومُ سَمآئِكَ وَ نامَتْ عُيُونُ اَنامِكَ وَ هَدَأَتْ اَصْواتُ عِبادِكَ وَ اَنْعامِكَ وَ غَلَّتِ الْمُلُوكُ عَلَيْها اَبْوابَها وَ طافَ عَلَيْها حُرّاسُها وَ احْتَجَبُوا عَمَّنْ يَسْأَلُهُمْ حاجَةً اَوْ يَنْتَجِعُ مِنْهُمْ فآئِدَةً وَ اَنْتَ اِلهي حَىٌّ قَيُّومٌ لا تَأخُذُكَ سِنَةٌ وَ لا نَوْمٌ وَ لا يَشْغَلُكَ شَىْءٌ عَنْ شَىْءٍ اَبْوابُ سَمآئِكَ لِمَنْ دَعاكَ مُفَتِّحاتٌ وَ خَزآئِنُكَ غَيْرُ مُغَلَّقاتٍ وَ اَبْوابُ رَحْمَتِكَ غَيْرُ مَحْجُوباتٍ وَ فَوآئِدُكَ لِمَنْ سَأَلَكَها غَيْرُ مَحْظُوراتٍ بَلْ هِىَ مَبْذُولاتٌ اَنْتَ اِلهي الْكَريمُ الَّذي لا تَرُدُّ سآئِلاً مِنَ الْمُؤْمِنينَ سَئَلَكَ وَ لا تَحْتَجِبُ عَنْ اَحَدٍ مِنْهُمْ اَرادَكَ لا وَ عِزَّتِكَ وَ جَلالِكَ وَ لا تُخْتَزَلُ خَوآئِجُهُمْ دُونَكَ وَ لا يَقْضِها اَحَدٌ غَيْرُكَ اَللهُمَّ وَ قَدْ تَراني وَ وُقُوفي وَ ذُلَّ مَقامي بَيْنَ يَدَيْكَ نَغَصَّني مَطْمَعي وَ مَشْرَبي وَ اَغَصَّني بِريقي وَ اَقْلَقَني عَنْ وِسادي وَ مَنَعَني رُقادي كَيْفَ يَنامُ مَنْ يَخافُ بَياتَ مَلَكِ الْمَوْتِ في طَوارِقِ اللَّيْلِ وَ طَوارِقِ النَّهارِ بَلْ كَيْفَ يَنامُ الْعاقِلُ وَ مَلَكُ الْمَوْتِ لا يَنامُ بِاللَّيْلِ وَ لا بِالنَّهارِ وَ يَطْلُبُ قَبْضَ رُوحِهِ بِالْبَياتِ أوْ في آنآءِ السّاعاتِ

İlâhî ğâret nucûmu semâik ve nâmet uyûnu enâmik ve hede'et esvâtu ibâdik ve en'âmik, ve ğalletil mulûku aleyhâ ebvâbehâ ve tâfe aleyhâ hurrâsuhâ vehtecebû ammen yes'eluhum hâceten ev yenteci'u minhum fâideten ve ente ilâhî hayyun qayyûmun lâ te'huzuke sinetun ve lâ nevm, ve lâ yeşğeluke şey'un an şey'in ebvâbu semâike limen de'âke mufettihâtun ve hazâinuke ğayru muğalliqâtin ve ebvâbu rahmetike ğayru mahcûbâtin ve fevâidu-ke limen se'eleke ğayre mahzûrâtin bel hiye mebzûlâtun, ente ilâ-hil kerîmullezî lâ teruddu sâilen minel mu'minîne se'eleke ve lâ tehtecib an ehadin minhum erâdeke lâ ve izzetike ve celâlike ve lâ tuhtezelu havâicuhum dûneke ve lâ yaqzihâ ehadun ğayrak, Alla-humme ve qad terânî ve vuqûfî ve zulle maqâmî beyne yedeyke neğassanî matma'î ve meşrabî ve eğassanî birîqî ve eqlaqanî an visâdî ve mene'anî ruqâdî, keyfe yenâmu men yehâfu beyâte melekil mevti fî tavâriqil leyli ve tavâriqin nehâr, bel keyfe ye-nâmul âqilu ve melekul mevti lâ yenâmu bil leyli ven nehâri ve yetlubu qabza rûhihi bil beyâti ev fî ânâis sâ'ât.

[Allah'ım, gökyüzündeki yıldızlar parladı, insanların gözleri uykuya daldı ve mahlûkatının sesleri kısıldı. Padişahlar onların yüzlerine kapıları kapattı ve hizmetkârlar etraflarında dönmeye başladı. Onlardan hacet dilendiğinde esirgediler ya da onlar umdukları faydayı bulamadılar.

Allah'ım, oysaki sen dirisin ve daima ayaktasın. Ne uyuklamaya kapılır, ne de uykuya dalarsın. Hiçbir şey seni başka bir işi yapmaktan alıkoyamaz. Göklerinin kapısı seni çağıran için açılmıştır. Hazinelerinin kapısı sürekli açıktır. Rahmet kapılarının önünde bir mani yoktur. Nimetlerin, dileyenler için esirgenmemiş, bilakis bağışlanmıştır.

Allah'ım, sen öyle kerem sahibi bir ilahsın ki, müminlerden hacet dileyeni geri çevirmezsin. Onlardan kim senden bir şey dilerse lütfünü esirgemezsin. İzzetine ve celaline ant olsun ki, onların hacetlerini senden başkası vermez, senden başka kimse hacetlerini yerine getiremez.

Allah'ım! Hâlimi ve karşında zelil bir şekilde duruşumu görüyorsun. Yiyecek ve içeceğimin tadı kalmamış, karnım aç olduğu hâlde lokmalar boğazımdan inmiyor, başımı rahatça yastığa koyamıyorum; uykularım kaçmış, uyuyamıyorum. Ölüm meleğinin gece veya gündüz ansızın kapıyı çalacağından korkan biri nasıl uyuyabilir ki? Ya da ölüm meleğinin gece ve gündüz uyumadığını, geceleyin veya gündüz saatlerinde ruhunu almak peşinde olduğunu bilen akıllı biri nasıl uyuyabilir ki?]

Bu dua okunduktan sonra secdeye varılır ve alın toprağa değdiğinde şöyle denir:

اَسْئَلُكَ الرُّوحَ وَ الرّاحَةَ عِنْدَ الْمَوْتِ وَ الْعَفْوَ عَنّي حينَ اَلْقاكَ

Es'elukerrûhe ver râhete indel mevt vel afve annî hîne elqâk.

[(Allah'ım!) Ölüm anında huzur ve rahatlığı ve seninle mülakat ettiğimde affını dilerim.]

UYKUDAN UYANDIKTAN SONRA OKUNAN DUALAR
Sevabu'l-Âmâl'da yer alan bir rivayete göre, Peygamber efendimiz (s.a.a) uyumadan önce ve uyandıktan sonra şu duaları okurdu:

Uyumadan önce:

بِسْمِكَ اللهُمَّ أَمُوتُ وَ أَحْيا

Bismikellâhumme emûtu ve ehyâ

[Allah'ım, senin adınla ölür ve senin adınla dirilirim.]

Uyandıktan sonra:

اَلْحَمْدُ لِلهِ الَّذي أَحْيانا بَعْدَ مآ أَماتَنا وَ إلَيْهِ النُّشُورُ

Elhamdu lillâhillezî ehyânâ ba'de mâ emâtenâ ve ilehyin nuşûr.

[Öldükten sonra bizi dirilten Allah'a hamt olsun; dönüşümüz O'nadır.]

Muhasebetu'n-Nefs'te İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Allah resulü (s.a.a) uykudan uyandığında şükür secdesine kapanırdı. Misvakını yatağının kenarına koymadan uyumazdı. Uyandığında da dişlerini onunla fırçalardı."

Mekarimu'l-Ahlak'ta da rivayet edilir ki; "Peygamberimiz uykudan uyandığında şöyle derdi:

سُبْحانَ الَّذي يُحْيى الْمَوْتَى وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ

Subhânellezî yuhyil mevtâ ve huve alâ kulli şey'in qadîr.

[Ölüleri dirilten Allah'ı tenzih ederim; O, her şeye kadirdir.]

Yine Mekarimu'l-Ahlak'ta rivayet edilir ki; "Peygamber efendimiz (s.a.a) her gece, gece namazı için uyandığında şu duayı okur, daha sonra dişlerini fırçalar ve abdest alırdı:

اَلْحَمْدُ لِلهِ نُورِ السَّماواتِ وَ الأرْضِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ قَيُّومِ السَّماواتِ وَ الأرْضِ وَ الحَمْدُ لِلهِ رَبِّ السَّماواتِ وَ الأرْضِ وَ مَنْ فيهِنَّ اَنْتَ الْحَقُّ وَ قَوْلُكَ الْحَقُّ وَ لِقآئُكَ حَقٌّ وَ الْجَنَّةُ حَقٌّ وَ النّارُ حَقٌّ وَ السّاعَةُ حَقٌّ اللهُمَّ لَكَ أسْلَمْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ وَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَ إلَيْكَ أَنَبْتُ وَ بِكَ خاصَمْتُ وَ إلَيْكَ حاكَمْتُ فَاغْفِرْ لي ما قَدَّمْتُ وَ اَخَّرْتُ وَ ما اَسْرَرْتُ وَ مآ اَعْلَنْتُ اَنْتَ اِلهي لآ اِلهَ اِلاّ اَنْتَ

Elhamdu lilâhi nûris semâvâti vel arz, vel hamdu lillâhi qayyûmis semâvâti vel arz, vel hamdu lillâhi rabbis semâvâti vel arz ve men fîhinne, entel haq ve qavlukel haq ve liqâuke haq, vel cennetu haq, ven nâru haq, ves sâ'atu haq, Allâhumme leke eslemtu ve bike âmentu ve aleyke tevekkeltu ve ileyke enebtu ve bike hâsamtu ve ileyke hâkemtu, feğfirlî mâ qaddemtu ve ahhartu ve mâ esrertu ve mâ a'lentu, ente ilâhî, lâ ilâhe illâ ent."

[Yerin ve göklerin nuru olan Allah'a hamt olsun, yeri ve gökleri ayakta tutan Allah'a hamt olsun, yerin ve göklerin ve içinde bulunanların rabbi olan Allah'a hamt olsun. Sen haksın, sözün hak, seninle buluşmak hak, cennet hak, cehennem hak ve kıyamet haktır. Allah'ım, sana teslim oldum, iman ettim, tevekkül ettim ve (günahlarımdan) döndüm. Seninle düşmana karşı koydum ve (işlerimde) seni hakem kıldım. O halde geçmişte işlediğim, gelecekte işleyeceğim, gizlide ve açıkta yaptığım (bütün günahlarımı) bağışla. Sen, benim ilahımsın. Yoktur senden başka ilah.]

Aynı şekilde İmam Ali'den (a.s) rivayet edilir ki; "Peygamber efendimiz uykudan uyandığında şu duayı okurdu:

اَلْحَمْدُ لِلهِ الَّذي بَعَثَني مِنْ مَرْقَدي هذا وَ لَوْ شآءَ لَجَعَلَهُ اِلَى يَوْمِ الْقِيامَةِ اَلْحَمْدُ لِلهِ الَّذي جَعَلَ اللَّيْلَ وَ النَّهارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرادَ أنْ يَذَّكَّرْ أوْ أرادَ شُكُوراً اَلْحَمْدُ لِلهِ الَّذي جَعَلَ الَّيْلَ لِباساً وَ النَّوْمَ سُباتاً وَ جَعَلَ النَّهارَ نُشُوراً لآ اِلهَ اِلاّ أنْتَ سُبْحانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظّالِمينَ اَلْحَمْدُ لِلهِ الَّذي لا تَجِنَّ مِنْهُ الْبُحُورُ وَ تَكِنَّ مِنْهُ السُّتُورُ وَ لا يَخفَى عَلَيْهِ ما في الصُّدُورِ

Elhamdu lillâhillezî be'asenî min merqadî hâzâ ve lev şâ'e lece'alehu ilâ yevmil qiyâmeh, elhamdu lillâhillezî ce'alelleyle ven nehâre hilfeten limen erâde en yezzekker ev erâde şukûrâ, elhamdu lillâhillezî ce'alelleyle libâsen ven nevme subâtâ ve ce'a-lennehâre nuşûrâ, lâ ilâhe illâ ent, subhâneke innî kuntu minez-zâlimîn, elhamdu lillâhillezî lâ tecinne minhul buhûr ve tekinne minhus sutûr ve lâ yehfa aleyhi mâ fis sudûr.

[Beni mezarımdan (uyuduğum yerden) çıkaran Allah'a hamdolsun. Dileseydi, şüphesiz süresini kıyamete dek uzatabilirdi. İbret almak veya şükretmek isteyenler için geceyle gündüzü birbiri ardınca getiren Allah'a hamdolsun. Geceyi örtü, uykuyu istirahat ve gündüzü çalışıp-koşturma (zamanı) yapan Allah'a hamdolsun.

(Ey Allah'ım!) Senden başka ilah yoktur. Münezzehsin. Doğrusu ben kendime zulmettim. Denizlerin kendisine örtülü kalmadığı, örtülü olanların kendisine gizlenemediği ve göğüslerde saklananlardan haberdar olan Allah'a hamdolsun.]

Usul-u Kafi'de rivayet edilmiştir ki; "İmam Cafer Sadık (a.s) gecenin geç saatlerinde uyandığında evdeki herkesin duyacağı şekilde sesini yükseltir ve şöyle buyururdu:

اَللهُمَّ اَعِنّي عَلَى هوْلِ الْمُطَّلَعِ وَ وَسِّعْ عَلَىَّ الْمُضْطَجَعَ وَ ارْزُقْني خَيْرَ ما قَبْلَ الْمَوْتِ وَ ارْزُقْني خَيْرَ ما بَعْدَ الْمَوْتِ

Allâhumme a'innî alâ hevlil muttele' ve vessi' aleyyel muztace' verzuqnî hayra mâ qablel mevt verzuqnî hayra mâ ba'del mevt.

[Allah'ım, ölüm geldiğinde ve bir sonraki âleme geçerken bana yardım et, kabrimi genişlet ve beni ölümden önceki ve sonraki hayırlarla rızıklandır.]

UYKUDA CUNUP OLMAMAK İÇİN
Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykuday-ken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin:

اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ

Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm.

[Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.]

Maaric ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler.

HIRSIZLARDAN KORUNMAK İÇİN
el-Fakih'te, Resul-i Ekrem'in (s.a.a) Hz. Ali'ye (a.s) şöyle vasiyet ettiği bildirilmiştir:

"Ey Ali! Bu ayet, ümmetimi hırsızlığa karşı korur:

)قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَـنَ أَيّاً مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً (110) وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيراً(

Qulid'ullâhe evid'urrahmâne eyyen mâ ted'û, felehul esmâul husnâ ve lâ techer bi salâtike velâ tuhâfit bihâ vebteği beyne zâlike sebîlâ * Ve qulilhamdu lillâhillezî lem yettehiz veleden ve lem yekun lehu şerîkun filmulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ.

"De ki: "İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız en güzel isimler O'nundur. Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme; bu ikisinin arasında bir yol tut. 'Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a hamdolsun!' de ve O'nu tekbirle an."[40]

Mekarimu'l-Ahlak'ta İmam Ali'den şöyle rivayet edilmiştir:

"Hırsızlardan ve evin çökmesinden korkuyorsanız, (uyumadan önce) sağ yanınıza yatın, sağ elinizi sağ yanağınızın altına koyun ve şunları söyleyin:

بِسْمِ اللهِ وَضَعْتُ جَنْبي لِلّهِ مِلَّةَ اِبْراهيمَ وَ دينِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ وِلايَةِ مَنِ افْتَرَضَ اللهُ طاعَتَهُ ما شآءَ اللهُ كانَ وَ ما لَمْ يَشَأ لَمْ يَكُنْ أشْهَدُ أنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ

Bismillâhi veza'tu cenbî lillâhi millete ibrâhîme ve dîni Muhammed'in sallallâhu aleyhi ve âlih, ve vilâyeti menifterazallâhu tâ'atehu mâ şâ'allâhu kân, ve mâ lem yeşe' lem yekun eşhedu ennellâhe alâ kulli şey'in qadîr.

[Allah'ın adıyla, İbrahim'in (a.s) ve Muhammed'in (s.a.a) dini ve itaatini üzerime farz kıldığın kimselerin velayeti üzere böğrümü yere koydum. (Hiç kuşkusuz) Allah'ın dilediği olur ve dilemediği olmaz. Şehadet ederim ki Allah her şeye kadirdir.]

Böyle yaptığınız takdirde melekler sizin için sabaha kadar Allah'tan bağışlanma dilerler.

DEPREMDEN KORUNMAK İÇİN
el-Fakih'te, İmam Musa Kâzım'dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Uykudayken depremden ve doğal afetlerden korunmak istiyorsanız, şu ayeti okuyun:

)اِنَّ اللهَ يُمْسِكُ السَّماواتِ وَ الأرْضَ أنْ تَزُولا وَلَإنْ زالَتا إنْ أمْسَكَهُما مِنْ أحَدٍ مِنْ بَعْدِهِ اِنَّهُ كانَ حَليماً غَفُوراً(

İnnellâhe yumsikus semâvâti vel arza en tezûlâ ve lein zâletâ in emsekehumâ min ehadin min ba'dihi innehu kâne halîmen ğafûrâ.

"Allah yıkılmamaları için gökleri ve yeri tutmaktadır. Andolsun, gökler ve yer yıkılsa, onları, kendisinden başka hiç kimse tutamaz. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır."[41]

ZARARLI HAYVANLARDAN KORUNMAK İÇİN
Felahu's-Sail'de, İmam Zeynelabidin'den (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim bu duayı okursa, Allah ondan fakirliği giderir ve onu bütün yırtıcı hayvanların kötülüğünden korur:

اَللّهُمَّ أنْتَ الأوَّلُ فَلا شَىْءَ قَبْلَكَ وَ أنْتَ الظّاهِرُ فَلا شَىْءَ فَوْقَكَ وَ أنْتَ الْباطِنُ فَلا شَىْءَ دُونَكَ وَ أنْتَ الآخِرُ فَلا شَىْءَ بَعْدَكَ اَللّهُمَّ رَبَّ السَّماواتِ السَّبْعِ وَ رَبَّ الأرَضينَ السَّبْعِ وَ رَبَّ التَّوْراةِ وَ الإنْجيلِ وَ الزَّبُورِ وَ الْقُرْآنِ الْحَكيمِ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ دآبَّةٍ أنْتَ آخِذٌ بِناصِيَتِها اِنَّكَ عَلَى صِراطٍ مُسْتَقِِيمٍ

Allâhumme entel evvelu felâ şey'e qablek, ve entez zâhiru felâ şey'e fevqak, ve entel bâtinu felâ şey'e dûnek, ve entel âhiru felâ şey'e ba'dek, Allâhumme rabbes semâvâtisseb' ve rabbel ara-zînesseb' ve rabbet tevrâti vel incîli vez zebûri vel qur'ânil hakîm, eûzu bike min şerri kulli dâbbeh, ente âhizun binâsiyetihâ, inneke alâ sirâtin mustaqîm.

[Ey Allah'ım! Sen, kendisinden önce hiçbir şey olmayan ilahsın (her şeyden öncesin); zahirsin ve senin üstünde hiçbir şey yoktur; bâtınsın ve senin altında hiçbir şey yoktur; âhirsin ve senden sonra hiçbir şey yoktur; ey yedi göğün, yedi yerin, Tevrat'ın, İncil'in, Zebur'un ve hüküm sahibi Kurân'ın Rabbi! Her canlının şerrinden sana sığınırım. Sen, (her canlının) perçeminden tutup çekersin (onu dilediğin gibi yönetirsin). Gerçekten sen, doğru bir yol üzerindesin (adilsin, yanında kimse zulme uğramaz).]

et-Tehzib'de İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Uyumadan önce şu cümleyi söyleyen kimse için akrep ve diğer zararlı hayvanların sabaha kadar ona zarar veremeyeceklerine dair ben kefilim:

أعُوذُ بِكَلِماتِ اللهِ التّآمّاتِ الَّتي لا يُجاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَ لا فاجِرٌ مِنْ شَرِّ ما ذَرَأَ وَ مِنْ شَرِّ ما بَرَأَ وَ مِنْ شَرِّ كُلِّ دآبَّةٍ هُوَ آخِذٌ بِناصِيَتِها اِنَّ رَبِّي عَلَى صِراطٍ مُسْتَقيمٍ

Eûzu bikelimâtillâhit tâmmâtilletî lâ yucavizuhunne berrun ve lâ fâcirun min şerri mâ zere'e ve min şerri mâ bere'e ve min şerri kulli dâbbe, huve âhizun bi nasiyetihâ, inne rabbî alâ sirâtin mustaqîm.

[Allah'ın yarattığı tüm canlıların ve zarar veren hayvanların şerrinden O'nun tam ve kâmil kelimelerine sığınırım. Öyle ki ne iyiler ne de kötüler ondan öteye geçemezler. O, (her canlının) perçeminden tutup çeker (onu dilediği gibi yönetir). Şüphesiz Rabbim, doğru bir yol üzerindedir (adildir, yanında kimse zulme uğramaz).]

UYKUSUZLUĞU GİDERMEK İÇİN
Felahu's-Sail'de, İmam Ali'nin şöyle anlattığı rivayet edilmiştir: "Hz. Fatıma (s.a), Resul-i Ekrem'in (s.a.a) yanında uykusuzluktan dert yandı. Bunun üzerine Peygamberimiz, ondan şu cümleyi söylemesini istedi:

يا مُشْبِعَ الْبُطُونِ الْجآئِعَةِ وَ يا كاسِىَ الْجُسُومِ الْعارِيَةِ وَ يا مُسَكِّنَ الْعُرُوقِ الضّارِبَةِ وَ يا مُنَوِّمَ الْعُيُونِ السّاهِرَةِ سَكِّنْ عُرُوقي الضّارِبَةِ وَ أذِنْ لَعَيْني نَوْماً عاجِلاً

Yâ muşbial butûnil câi'ah, ve yâ kâsiyen nucûmil âriyeh, ve yâ musekkinel urûqiz zâribeh, ve yâ munevvimel uyûnis sâhirah, sekkin urûqiz zâribeh, ve ezin leaynî nevmen âcilâ.

[Ey aç karınları doyuran, ey çıplak bedenleri giydiren, ey çarpan damarları sakinleştiren ve ey uyanık gözleri uyutan! Çarpan damarlarımı sakinleştir ve uyuması için gözüme acilen izin ver.]

Aynı şekilde, el-Fakih'te, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Ne zaman uykusuzluktan yakınsanız, uyumadan önce şunları söyleyin:

سُبْحانَ اللهِ ذي الشَّأْنِ دآئِمِ السُّلْطانِ عَظيمِ الْبُرْهانِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ في الشَّأْنِ

Subhânallâhi zişşe'n, dâimis sultân, azîmil burhân, kulle yevmin huve fişşe'n.

[Şanı yüce, saltanatı daim ve açık burhan sahibi Allah münezzehtir. O, her gün (yeni) bir iştedir.]

Mekarimu'l-Ahlak'ta da rivayet edilmiştir ki; "Uyumadan önce Ayetel Kürsi okuyun ve şunları söyleyin:

إِذْ يُغَشِّيكُمُ النُّعَاسَ أَمَنَةً مِّنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُم مِّن السَّمَاء مَاء لِّيُطَهِّرَكُم بِهِ وَيُذْهِبَ عَنكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلَى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الأَقْدَامَ وَ جَعَلْنا نَوْمَكُمْ سُباتاً

İz yuğaşşîkumun nu'âse emeneten minhu aleykum mines semâi mâen liyutahhirakum bihi ve yuzhibe ankumur riczeşşeytân ve liyerbita alâ qulûbikum ve yusebbite bihil aqdâm. Ve ce'alnâ nevmekum subâtâ.

"Anın o zamanı, hani bir emniyet vermek için sizi hafif bir uykuya daldırmıştı ve sizi arıtmak, sizden Şeytan'ın pisliğini gidermek, yüreklerinizi sağlamlaştırmak ve ayaklarınızı pekiştirip metanetinizi arttırmak için gökten bir yağmur yağdırmıştı.[42] "Ve biz, uykunuzu size bir dinlenme kıldık."[43]

UYKUDAN SIÇRAYARAK UYANMAMAK İÇİN
Mekarimu'l-Ahlak'ta yazılıdır ki; "Ne zaman uykudan sıçrarsanız on kez şunları söyleyin:

أعُوذُ بِكَلِماتِ اللهِ مِنْ غًضَبِهِ وَ مِنْ عِقابِهِ وَ مِنْ شَرِّ عِبادِهِ وَ مِنْ هَمَزاتِ الشَّياطينَ وَ أنْ يَحْضُرُونَ

E'uzu bikelimâtillâhi min ğazabih ve min iqâbih ve min şerri ibâdih ve min hemezâtiş şeyâtîn ve en yehzurûn.

Allah'ın gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve onların yanımda bulunmalarından yine Allah'a sığınırım."

Tıbbu'l-Eimme'de, İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s), o da İmam Ali'den (a.s) şöyle rivayet etmiştir: "Çok ağlayan çocukları dindirmek, uykudan korkuyla ve sıçrayarak uyananları rahatlatmak ve ağrıdan dolayı uyuyamayan kadınların uyumasını sağlamak için şu iki ayeti okuyun:

)فَضَرَبْنَا عَلَى آذَانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِنِينَ عَدَداً (11) ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ أَحْصَى لِمَا لَبِثُوا أَمَداً(

Fezarabnâ alâ âzanihim fil kehfi sinîne adedâ, summe be'asnâhum lina'leme eyyul hizbeyni ahsâ limâ lebisû emedâ.

"Onları bir uykuya daldırdık, yıllarca hiçbir şey duymadılar. Sonra da iki taraftan hangisi, onların ne kadar yatıp kaldıklarını hesap edip ayırt edecek, bilelim diye tekrar onları uyandırdık."[44]

Aynı şekilde, Mekarimu'l-Ahlak'ta yazılıdır ki; "Korkarak sıçradığınızda şu ayetleri okuyun:

Âl-i İmran, 18:

)شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ(

Şehidallâhu ennehu lâ ilâhe illâ hû, velmelâiketu ve ululilmi qâimen bilqist, lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm.

"Allah şahittir ki, kendisinden başka yoktur ilah. Meleklerle bilgi sahipleri de tam bir doğrulukla bunu bildiler, bildirdiler. O hüküm ve hikmet sahibinden başka ilah yoktur."[45]

Ayetel Kürsi:

)اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ (255) لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ (256)‏ اللّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُواْ يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّوُرِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ أَوْلِيَآؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُوْلَـئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ(

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul qayyûm, lâ te'huzuhu sinetun ve lâ nevm, lehu mâ fis semâvâti ve mâ fil arz, men zellezî yeşfa'u indehu illâ biiznih, ya'lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yuhîtûne bişey'in min ilmih, illâ bimâ şâ, vesia kursiyyuhus semâvâti vel arzi ve lâ yeûduhu hifzuhumâ ve huvel aliyyul azîm * lâ ikrâhe fiddîn qad tebeyyenerruşdu minelğayy, femen yekfur bittâğûti ve yu'min billâhi feqadistemseke bilurvetilvusqâ, len-fisâme lehâ, vallâhu semîun alîm * allâhu veliyyullezîne âmenû yuhricuhum minez zulumâti ilennûr, vellezîne keferû evliyâuhu-muttâğûtu yuhricûnehum minen nûri ilezzulumât, ulâike ashabun nâri hum fîhâ hâlidûn.

"Allah öyle bir ilahtır ki yoktur ondan başka ilah. Diridir, her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf edip durur. Ne uyuklamaya kapılır, ne uykuya dalar. Onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yerde. Kimdir izni olmadıkça onun yanında şefaate kalkışacak? Önlerindekini de bilir, artlarındakini de. Onun bilgisinden, dilediği miktardan başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri de kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de. Göğü, yeri korumak, ona ağır da gelmez. O'dur çok yüce ve çok ulu.* Dinde zor yoktur. Gerçekten de doğru yolla azgınlık apaçık meydana çıkmıştır. Kim putları inkâr edip Allah'a inanırsa şüphesiz, öyle sağlam bir kulpa yapışmıştır ki hiç kopmaz o ve Allah her şeyi duyar, bilir. * Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan ışığa çıkarır. İnanmayanlarınsa dostları Şeytan'dır, onları ışıktan karanlıklara götürür. Onlardır ateş ehli, onlar orada ebedi kalırlar."[46]

İsra, 110-111:

)قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَـنَ أَيًّا مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً (110) وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا(

Qulid'ullâhe evid'urrahmâne eyyâmen mâ ted'û, felehul esmâel hunsâ ve lâ techer bisalâtike velâ tuhâfit bihâ vebteği beyne zâlike sebîlâ * Ve qulilhamdu lillâhillezî lem yettehiz veleden ve lem yekun lehu şerîkun filmulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ.

"De ki: "İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız en güzel isimler O'nundur. Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme; bu ikisinin arasında bir yol tut. 'Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a hamdolsun!' de ve O'nu tekbirle an."[47]

Yunus, 3:

)إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلاَّ مِن بَعْدِ إِذْنِهِ ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ(

İnne rabbekumullâhullezî haleqas semâvâti vel arza fî sitteti eyyâm, summestevâ alel'arşi yudebbirul emre m âmin şefi'in illâ min ba'di iznihi zâlikumullâhu rabbukum, fe'budûhu efelâ tezekkerûn.

"Şüphe yok Rabbiniz, öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattı da sonra arşında kudret ve tedbiriyle her şeye hâkim oldu. Her işi o, takdir ve gereğince tedbir eder. Onun izni olmadıkça hiçbir şefaatçi şefaatte bulunamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, artık kulluk edin ona. Düşünmez, ibret almaz mısınız?"[48]

Tevbe, 128-129:

)لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ (128)فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ(

Leqad câekum rasûlun min enfusikum, azîzun aleyhi mâ anittum, harîsun aleykum, bilmu'minîne raûfun rahîm. * Fe in tevellev fequl hasbiyellah, lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm.

"Ant olsun, size içinizden, sizden öyle bir elçi gelmiştir ki bir sıkıntıya düşmeniz pek ağır gelir ona, pek düşkündür size, müminleri esirger, rahimdir. Fakat döner, yüz çevirirlerse (Ey Peygamber) hemen de ki: Allah yeter bana, yoktur ondan başka ilah, ona dayandım ve odur büyük arşın sahibi."[49]

Enbiya, 42:

)قُلْ مَن يَكْلَؤُكُم بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمَنِ بَلْ هُمْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِم مُّعْرِضُونَ(

Qul men yekleukum billeyli vennehâri minerrahmâni bel hum an zikri rabbihim mu'rizûn.

"De ki: "Gece gündüz, sizi Rahman'dan kim koruyacak?" Hayır, onlar, Rablerini anmaktan yüz çeviriyorlar."[50]

Mümin/Gafir, 16-17:

)يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ (16)الْيَوْمَ تُجْزَى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ(

Yevmehum bazirû lâ yehfâ alallâhi minhum şey'un limenil mulkulyevme lillâhil vâhidil qahhâr * elyevme tuzcâ kullu nefsin bimâ kesebet lâ zulmel yevme innellâhe seriul hisâb.

"O kavuşma günü, onlar, kabirlerinden çıkarlar, Allah'a karşı hiçbir şeyleri gizli kalmaz; (bilir misin) bugün saltanat ve tedbir kimindir? Bir ve her şeye üstün Allah'ındır. O gün herkes, ne kazandıysa onun karşılığını bulur; o gün zulüm yoktur; şüphe yok ki Allah'ın hesabı, pek tezdir."[51]

UYKULU OLMAYI ÖNLEMEK İÇİN
Mekarimu'l-Ahlak'ta yazılıdır ki; "Uykulu olmayı önlemek için şu ayeti suya okuyun; elinizi, yüzünüzü ve kolunuzu o suyla yıkayın:

)وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَـكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ(

Ve lemmâ câe mûsâ limîqâtinâ ve kellemehu rabbehu qâle rabbi erinî enzur ileyk, qâle len terânî ve lâkininzur ilel cebel, fe-inisteqarra mekânehu fe-sevfe terânî, felemmâ tecellâ rabbehu lilcebeli ce'alehu dekken ve harra mûsâ sa'iqan felemmâ efâqa qâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu'minîn.

"Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca Rabbim demişti, bana görün de bakayım sana. Rabbi, beni kesin olarak göremezsin sen demişti, fakat şu dağa bak, eğer yerinde durabilirse görebilirsin beni. Derken Rabbi, dağa tecelli edince dağ, yerle bir oldu ve Musa bayılıp yere yığıldı. Kendisine gelince de seni noksan sıfatlardan tenzih ederim dedi, tövbe ettim sana ve ben, inananların ilkiyim."[52]

PEYGAMBERİMİZİ (S.A.A) RÜYADA GÖRMEK İÇİN
Felahu's-Sail'de İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Kim Resul-i Ekrem'i (s.a.a) rüyada görmek isterse yatsı namazından sonra gusül abdesti alıp dört rekât (ikişer rekât hâlinde) namaz kılsın. Her rekâtta bir Fatiha ve bir Ayetel Kürsi okusun. Ardından bin kez salâvat getirsin. Temiz bir elbiseyle yatağa girsin ve sağ elini sağ yanağına koyarak yüz kez şu tespihi söylesin:

سُبْحانَ اللهِ وَ الْحَمْدُ لِلّهِ وَ لآ اِلهَ اِلاّ اللهُ وَ للهُ اَكْبَرُ وَ لا حَوْلَ وَ لا قُوَّةَ اِلاّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظيمِ

Subhânallâh, velhamdu lillâh, ve lâ ilâhe illallâh, vallâhu ekber, ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

[Tenzih ederim Allah'ı, hamd ancak O'na mahsustur, Allah'tan başka ilah yoktur ve Allah (tanımlanabilir her yüce tanımdan) daha büyüktür. Güç ve kuvvet ancak izzet ve azamet sahibi Allah'tandır.]

Ve ardından yüz kez "mâ şâallâh" (Allah'ın istediği olur) desin ve kimseyle konuşmadan uyusun. Böyle yapan bir kimse Allah'ın izniyle rüyada Resul-i Ekrem'i (s.a.a) görecektir."

İMAM ALİ'Yİ (A.S) GÖRMEK İÇİN
Felahu's-Sail'de rivayet edilmiştir ki; "Kim rüyada Müminlerin Emiri İmam Ali'yi (a.s) görme şerefine nail olmak isterse, uyumadan önce şöyle söylesin:

اَللهُمَّ اِنّي اَسْئَلُكَ يا مَنْ لَهُ لُطْفٌ خَفِىٌّ وَ اَياديهِ باسِطَةٌ لا تَنْقَضي اَسْئَلُكَ بِلُطْفِكَ الْخَفِىِّ الَّذي ما لَطُفْتَ بِهِ لِعَبْدٍ الاّ كُفِىَ أنْ تُرِيَني مَوْلاىَ عَلِىَّ ابْنَ اَبي طالِبٍ عَلَيْهِ السَّلامُ في مَنامي

Allâhumme innî es'eluke yâ men lehu lutfun hafiyy, ve eyâdîhi bâsitatun lâ tenqazî es'eluke bi-lutfikel hafiyyillezî mâ letufte bihi li'abdin illâ illâ kufiye en turiyenî mevlâye aliyyebne ebî tâlibin aleyhisselâmu fî menâmî.

[Allah'ım, ey lütfü gizli ve nimetleri tükenmez Rabbim! Senden gizli lütfün vesilesiyle rüyamda efendim Ali b. Ebu Talib'i (a.s) göstermeni istiyorum. Zira sen bir kuluna lütfettiğinde ona yetersin.]

CENNETTEKİ YERİMİZİ GÖRMEK İÇİN
Meheccu'd-Daavât'ta, Seyit b. Tâvus (r.a), Ebu Zahiriye'den naklen der ki: "Kim bir yıl boyunca günde bir kez şu tespihi okursa, ölmeden önce mutlaka cennetteki yerini görür:

سُبْحانَ الدّائِمِ الْقآئِمِ سُبْحانَ الْقآئِمِ الدّائِمِ سُبْحانَ اللهِ وَ بِحَمْدِهِ سُبْحانَ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ سُبْحانَ رَبِّ الْملائِكَةِ وَ الرُّوحِ سُبْحانَ الْعَلِىِّ الْأعْلَى سُبْحانَهُ وَ تَعَالَى

Subhâned dâimil qâim, subhânel qâimid dâim, subhânallahi ve bi-hamdih, subhânel melikil quddûs, subhâne rabbil melâiketi verrûh, subhânel aliyyil a'lâ, subhânehu ve ta'âlâ."

[Ezelî ve sürekli ayakta olan Allah (her türlü eksiklikten) münezzehtir, sürekli ayakta olan ezelî Allah'ı tenzih ederim, Allah'ı hamdı ile tenzih ederim, mülk sahibi mukaddes Allah'ı tenzih ederim, meleklerin ve ruhun Rabbi olan Allah'ı tenzih ederim, yüceler yücesi Allah'ı tenzih ederim, yüce Allah münezzehtir.]

ÖLEN YAKINLARIMIZI GÖRMEK İÇİN
Felahu's-Sail'de, Ebu Muhammed b. Harun b. Musa (r.a), o da imamlardan (a.s) rivayet eder ki; "Kim ölen bir kimseyi rüyada görmek isterse, temizlendikten sonra sağ tarafı üzerine yatsın, bir kez Hz. Fatıma (s.a) tespihatı okusun ve ardından şu duayı söylesin; Allah'ın izniyle onu görecektir:

اَللهُمَّ أنْتَ الْحَآدُّ الَّذي لا يُوصَفُ وَ الايمانُ يُعْرَفُ مِنْهُ مِنْكَ بَدَأَتِ الأشْيآءُ وَ اِلَيْكَ تَعُودُ فَما أقْبَلَ مِنْها كُنْتَ مَلْجَأَهُ وَ مَنْجاهُ وَ ما أدْبَرَ مِنْها لَمْ يَكُنْ لَهُ مَلْجأٌ وَ لا مَنْجَى مِنْكَ اِلاّ اِلَيْكَ فَأسْئَلُكَ بِلا اِلهَ الاّ أنْتَ وَ أسْئَلُكَ بِبِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ وَ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ (ص) سَيِّدِ النَّبِيِّينَ وَ بِحَقِّ عَلِىٍّ خَيْرِ الْوَصِيِّينَ وَ بِحَقِّ فاطِمَةَ سَيِّدَةِ النِّسآءِ الْعالَمينَ وَ بِحَقِّ الْحَسَنِ وَ الْحُسَيْنِ اللَّذينَ جَعَلْتَهُما سَيِّدَىْ شَبابِ أهْلِ الْجَنَّةِ (ص) أنْ تُصَلّي عَلَى مُحَمَّدٍ وَ أهْلِ بَيْتِهِ وَ أنْ تُرِيَني مَيِّتي في الْحالِ الَّتي هُوَ فيها

Allâhumme entel hâddullezî lâ yûsafu vel-îmânu yu'rafu minh, minke bedeetil eşyâu ve ileyke te'ûd, femâ aqbele minhâ kunte melce'ehu ve mencâhu ve mâ edbere minhâ lem yekullehu melcâun ve lâ melcâ minke illâ ileyk, fe es'eluke bi lâ ilâhe illâ ent, ve es'eluke bibismillâhir rahmânir rahîm, ve bihaqqi Muhammedin (s.a.a) seyyidin nebiyyîn, ve bihaqqi Aliyyin hayril vasiyyîn, ve bihaqqi Fâtimete seyyidetin nisâil âlemin, ve bi-haqqil Haseni vel Huseynillezîne ce'altehumâ seyyidey şebâbi ehlil cenneh (s.a.a), en tusallî alâ Muhammed'in ve Ehlibeytih, ve en turiyenî meyyitî filhâlilletî huve fîhâ.

[Allah'ım, sen vasfedilemez bir niteliğe sahipsin. İman onunla tanınır, her şey kaynağını senden alır ve sana döner. Sana yönelene sen sığınak ve kurtarıcı olursun, sana sırtını dönen ise senden başka sığınak ve kurtarıcı bulamaz. O halde "lâ ilâhe illallah" sözü, "bismillahir-rahmanirrahim" cümlesi ve peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed'in (s.a.a), vasiylerin en hayırlısı İmam Ali'nin (a.s), âlemlerdeki bütün kadınların hanımefendisi Hz. Fatıma'nın ve cennet gençlerinin efendileri kıldığın Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in (a.s) hakkı hürmetine senden diliyorum; Muhammed'e (s.a.a) ve O'nun Ehlibeyt'ine (a.s) salât gönder ve hangi hâl üzereyse, ölmüş yakınımı bana göster.]

Yine rivayet ederler ki; "Ölen kimseyi görmek için uyumadan önce pak ve temiz olmalı, kıbleye dönmeli, sağ yana yatmalı, yedişer kez Şems, Leyl, Kafirûn, İhlas, Felak, ve Nas sureleri okumalı, ardından "Allâhumme erinî menâmî kezâ ve kezâ" (Allah'ım, rüyamda falan kimseyi bana göster) demeli, "keza ve keza" yerine görmeyi istediğiniz kimsenin ismini söylemeli, daha sonra da "Vec'al lî min emrî feracen ve mehracâ" (İşimde bana bir çıkış yolu göster) demeli ve bu ameli yedi gece tekrar etmelisiniz. Bu amelleri yapan kimse hiç kuşkusuz, rüyasında o kimseyi görecektir."

SORUNLARI GİDERMEK İÇİN
Herhangi bir sorunu olan ve çözümünü arayan kimse, bunun çözümünü rüyada görmek istiyorsa Şems, Duha, Tin, Kadir ve Kafirûn sureleriyle birlikte Kehf Suresi'nin 110. ayetini üçer kez okusun. Ardından Peygamberimiz ve Ehlibeyt'ine (s.a.a) yedi kez salâvat getirsin. Üç kez "Bismillâhirrahmânirrahîm" deyip temiz elbiselerle ve taharetli olarak kıbleye yönelsin ve ardından da şöyle söylesin:

أَرِني في مَنامي ما سَئَلْتُكَ بِحَقِّ لآ اِلهَ اِلاّ هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ لا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَ لا نَوْمٌ

Erinî fî menâmî mâ seeltuke bihaqqi lâ ilâhe illâ huvel hayyul qayyûm, lâ te'huzuhu sinetun ve lâ nevm."

[(Allah'ım!) Senden istediklerimi rüyamda bana göster. Şu vasfının hürmetine: Öyle bir Allah ki ondan başka yoktur ilah. Diridir, her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf eder-durur. Ne uyuklar, ne uykuya dalar.]

Aynı şekilde, umduğu bir şeyi rüyada görmek isteyen kimse, ayın on dördüncü gecesi tam bir taharetle şu ayeti avucunun içine yazmalı ve o elini başının altına koyarak kıbleye doğru uyumalıdır. Böyle yaptığı takdirde Allah'ın izniyle muradına erecektir. Ayet şöyledir:

)وَكَذَلِكَ نُرِي إِبْرَاهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ(

Ve kezâlike nuril İbrâhîme melekûtes semâvâti vel-arzi ve leyekûne minel mûqinîn.

"Biz, kesin bilgiye sahip olanlardan olması için İbrahim'e, göklerdeki ve yeryüzündeki melekutu (kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmeti) böylece gösteriyorduk."[53]

Ve yine rivayet edilmiştir ki; "İstediğin bir şeyi rüyada görmek istiyorsan, taharetli bir şekilde kıbleye doğru yönel ve yirmi beş kere şu duayı oku; Allah'ın izniyle gerçekleşecektir:

اَللّهُمَّ بِنُبُوَّةِ الإلَهيَّةِ وَ عَظَمَةِ الصَّمَدانِيَّةِ وَ سُطْوَةِ الرُّبُوبِيَّةِ وَ عِزَّةِ الْجَبَرُوتِيَّةِ وَ قِدْمَةِ الْفَرْدانِيَّةِ وَ قُدْرَةِ الْوَحْدانِيَّتِةِ أنْ تُصَلِّىَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ أنْ تُرِيَني كَذا وَ كَذا

Allâhumme bi nubuvvetil ilâhiyyeh, ve azametis samedâniyyeh, ve sutvetir rubûbiyyeh, ve izzetil ceberûtiyyeh, ve qitmetil ferdâ-niyyeh, ve qudretil vahdâniyyeh, en tusalliye alâ Muhammedin ve âl-i Muhammed, ve en turiyenî kezâ ve kezâ.

[Allah'ım, ilahî nübüvvetin (peygamberlerin), ihtiyaçsız görkemin, sarsılmaz ilahlığın, yüce izzetin, ezelî eşsizliğin ve yegâne kudretin hürmetine Muhammed (s.a.a) ve Âl-i Muhammed'e (a.s) salavat gönder ve rüyamda bana şunu şunu göster.]

Burada "keza ve keza" (şunu şunu) yerine istekler söylenmelidir.

KAYBOLAN ŞEYİ VEYA KİMSEYİ GÖRMEK İÇİN
Rivayet edilir ki; "Kim kaybolan bir şeyi veya bir kimseyi rüyasında görmek ve durumundan haberdar olmak isterse veyahut da kimin bir dileği varsa, içten inanarak ve bunları canı gönülden umarak temiz elbiseler giysin, abdest alsın, kıbleye doğru ve sağ tarafa yatarak yedişer defa Fatiha, Şems, Duha, Leyl, İnşirah, Tin ve İhlas surelerini okusun; daha sonra da şunları söylesin:

اَللّهُمَّ أَرِني في مَنامي كَذا وَ كَذا مِنْ أَمْري فَرَجاً وَ مَخْرَجاً اَللّهُمَّ أَرِني في مَنامي ما اسْتَدَلَّ بِهِ إِجابَةَ دَعْوَتي

Allâhumme erinî fî menâmî kezâ ve kezâ min emrî feracen ve mehracâ, Allâhumme erinî fî menâmî mestedelle bihi icâbete da'vetî.

[Allah'ım, rüyamda bana şunu şunu; işimde genişlik ve bir çıkış yolu ve duamın icabet yolunu göster.]

Burada "kezâ ve kezâ" yerine dileğini söylesin. Eğer ilk gecede muradına eremezse, bunu yedi gece devam ettirsin. Hiç şüphesiz, muradına erecektir.

Ahund Alaaddin Muhammed'den nakledilir ki; "Kim bir şeyini kaybetmişse, uyumadan önce abdest alıp kıbleye yönelir, 311 kez "Yâ delîlel mutehayyirîn!" (Ey şaşkınlara yol gösteren!) der ve kimseyle konuşmadan uyursa, kaybettiği şeyin nerde olduğunu mutlaka rüyasında görür. Bu, defalarca tecrübe edilmiştir."

TEREDDÜTTEN KURTULMAK İÇİN
Tereddütte kalan bir kimse taharetli bir şekilde yatağına girer, kıbleye doğru yatar ve şu ayetleri okursa, rüyasında birinin ona yol gösterdiğini ve onu tereddütten/şaşkınlıktan kurtardığını görecektir:

)وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ(9) الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ (10) وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ (11) وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ (12) لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ (13) وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ(

Ve lein seeltehum men haleqas semâvâti vel arza leyeqûlunne haleqahunnel azîzul alîm * Ellezî ce'ale lekumul arza mehden ve ce'ale lekum fîhâ subulen le'allekum tehtedûn. * Vellezî nezzele minessemâi mâen biqaderin feenşernâ bihi beldeten meyten kezâlike tuhracûn. * Vellezî haleqal ezvâce kullehâ ve ce'ale lekum minel fulki vel en'ami mâ terkebûn. * Litestevû alâ zuhûrihi summe tezkurû ni'mete rabbikum izesteveytum aleyhi ve teqûlû subhânellezî sehhara lenâ hâzâ ve mâ kunnâ lehu muqrinîn. * Ve innâ ilâ rabbinâ lemunqalibûn.

"Ant olsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette diyecekler ki: Onları, çok üstün, çok bilen yarattı. O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı. Öyle bir mabuttur ki, ihtiyaç miktarınca yağmur yağdırır gökten, derken onunla ölü şehri diriltiriz, işte böylece sizi de diriltip kabirlerinizden çıkarırız. O bütün çiftleri yarattı ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etti. Binip oturun da sonra onların üstünde doğruldunuz mu Rabbinizin nimetini anın ve deyin ki: Yücedir, noksan sıfatlardan münezzehtir. O bunu bizim hizmetimize vermiştir; yoksa biz, zaptedemezdik onu. Biz elbette Rabbimize döneceğiz."[54]

Yine rivayet edilmiştir ki; "Ne zaman bir iş konusunda tereddüt ederseniz, ketenden bir parçaya şu ayetleri yazın ve uyumadan önce başınızın altına koyun; ardından dilediğiniz şeyin gerçekleşmesini Allah'tan isteyin." Ayetler şunlardır:

)وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ (59) وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَى أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ (60) وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُم حَفَظَةً حَتَّىَ إِذَا جَاء أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لاَ يُفَرِّطُونَ (61) ثُمَّ رُدُّواْ إِلَى اللّهِ مَوْلاَهُمُ الْحَقِّ أَلاَ لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ(

"Gaibin anahtarları, onun yanındadır, onları ancak o bilir; karada ve denizde ne varsa bilir. Bir yaprak bile düşse, onu bilir ve yeryüzünün karanlıkları içinde bir tek tane yoktur ki, yaş ve kuru hiçbir şey bulunamaz ki apaçık kitapta tespit edilmemiş olsun. O, öyle bir Allah'tır ki geceleyin adeta sizi öldürür, gündüzün ne çeşit işlerde bulunacağınızı bilir, sonra sizi gündüz diriltir de mukadder olan ölümünüze dek bu, böyle gider, ölümden sonra da dönüşünüz onadır, sonra ne yaptıysanız hepsini size haber verir. Odur kullarından yüce tasarruf ve kudret sahibi ve size, amellerinizi kaydeden melekler göndermiştir. Nihayet birinizin ölümü geldi mi elçilerimiz, onu öldürürler ve onlar, artık ve eksik iş görmezler. Sonra, gerçek efendileri olan Allah'a götürülürler. Bilin ki hüküm onundur ve o, hesap görenlerin en tez hesap görenidir."[55]

GÜZEL VE SEVİNDİRİCİ ŞEYLER GÖRMEK İÇİN
Kim Nur Ayeti'ni uyumadan önce 66 kere okursa, uykuda ona, güzel ve sevindirici şeyler gösterilir. Nur Ayeti şudur:

)اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ(

Allâhu nûrus semâvâti vel arz, meselu nûrihi kemişkâtin fîhâ misbâhunil misbâh, fî zucâcetiniz zucâceh, keennehâ kevkebun durriyyun yûqadu min şeceratin mubâraketin zeytûneh, lâ şerqiyyetin ve lâ ğarbiyyeh, yekâdu zeytuhâ yuzîu ve lev lem temseshu nârun nûrun alâ nûrin yehdillâhu linûrihi men yeşâu ve yezribullâhul emsâle linnâs, vallâhu bikulli şey'in alîm.

"Allah göklerin ve yerin nurudur. Nurunun örneği, kandil konan bir yere benzer, orada bir kandil var, kandil, bir sırça içinde, sırça da parılparıl parlayan bir yıldız sanki; doğuda da olmayan, batıda da olmayan kutlu zeytin ağacından yakılmış; ateş dokunmadan da yağı, hemen ışık verecek; nur üstüne nur. Allah, dilediğine doğru yolu nuruyla gösterir ve Allah, insanlara (böyle) örnekler getirir ve Allah, her şeyi bilir."[56]

HIRSIZI RÜYADA GÖRMEK İÇİN
Mahazin adlı kitapta Şeyh Ecel Bahaü'l-Mille'den şöyle nakledilir: "Kim şu harfleri (herhangi bir şeyin üzerine) yazar, uyumadan önce başının altına koyar ve öylece yatarsa, hırsızı rüyasında görür:

ح لا ح ى عا حلا ابلح بلح لزناح سلح مسح

BİR İŞİN İYİ Mİ KÖTÜ MÜ OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN
Lafzu'l-Fevaid'de, Şeyh Kef'amî'den (r.a) nakledilir ki; "Kim yapmak istediği bir işin iyi mi, yoksa kötü mü olduğunu anlamak isterse şu ayeti okumalı;

)أَفَحَسِبَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَن يَتَّخِذُوا عِبَادِي مِن دُونِي أَوْلِيَاء إِنَّا أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ نُزُلًا(

Efehasibellezîne keferû en yettehizû ibâdî min dûnî evliyâe innâ e'tednâ cehenneme lil-kâfirîne nuzulâ.

"Kâfir olanlar, benden ayrı olarak kullarımı kendilerine yardımcı edineceklerini mi sandılar? Biz, kâfirlere, konak yeri olarak cehennemi hazırladık."[57]

Ardından da şunları söylemelidir:

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ أَرِني بَياضاً وَ حُمْرَةً

Allâhumme salli alâ Muhammed'in ve âl-i Muhammed, ve erinî beyâzan ve humrah.

Allah'ım, Muhammed'e ve onun Ehlibeyt'ine salât gönder ve bana beyazı ve kırmızıyı göster.

Bunları yaptıktan sonra taharetli bir şekilde ve kimseyle konuşmadan kıbleye doğru uyumalıdır. Yaptığı işin iyi mi, kötü mü olduğu inşallah rüyasında ona söylenecektir.

HANGİ GÜNLER RÜYALARIN TABİRİ DOĞRU ÇIKAR?
Şeyh Bahauddin Amulî'den (r.a) rivayet edilir ki; "Cuma akşamı görülen rüya, yalancı rüyadır. Cumartesi akşamlarının rüyası doğru ve iyidir. Pazar akşamlarının rüyası doğrudur ve tabiri çabuk gerçekleşir. Pazartesi akşamlarının yorumu ise şöyledir: Rüyayı gören kimseye pek yakında zulmedilecektir. Başka bir deyişle o günün rüyası kötüdür. Salı akşamının rüyası oldukça iyi ve güzeldir. Çarşamba'nın rüyası iyiye yorulur, mal ve servet olarak tabir edilir. Perşembe akşamının rüyası ise doğrudur ve faydası yakın bir zamanda görülür."

HANGİ SAATLERDE GÖRÜLEN RÜYALAR DOĞRUDUR?
Gecenin ilk saatlerinde görülen rüya, yalancı rüyadır. Bu rüyanın tabiri yoktur ve etkisi de olmaz. Gece yarılarında görülen rüyaların tabiri vardır ama yorumu günler ve aylar sonra gerçekleşir. Sabah saatlerinde görülen rüya ise, doğru ve muteber rüyalardır ve yorumu aynı gün içerisinde gerçekleşir.

RÜYA HAKKINDA BİRKAÇ MEVZU
Biharu'l-Envar'da, İmam Cafer Sadık'ın (a.s) Mufazzal'a şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Ey Mufazzal! Uyku ve rüya hakkında tefekkür et; nasıl da her şey yerli yerinde düşünülmüş (tasarlanmış), doğru rüyalarla yalancı rüyalar birbiriyle karıştırılmış! Eğer bütün rüyalar doğru olsaydı, herkes peygamber olurdu ve tam tersi, hepsi yalancı rüya olsaydı, yine aynı olurdu. Zira böyle olsaydı, rüyanın hiçbir faydası olmazdı, boş ve anlamsız olurdu. Bazen rüya doğru olur ve insanlar ondan faydalanır; onunla birtakım şeyler elde ederler ya da birtakım zararlardan uzak dururlar. Bazen de rüya, yalancı rüya olur; insanlar tamamen rüyalarına bel bağlamasınlar diye çoğu rüyalar böyledir."

Yine İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilir:

«Rüyalar iki kısımdır:

1-Karışık rüyalar veya başka bir deyişle yalancı rüyalar.

2-İşaretler veya başka bir deyişle doğru rüyalar.

Doğru rüyalar da kendi aralarında, açık rüyalar ve açık olmayan rüyalar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Açık rüyalar, herhangi bir yoruma ve tevile ihtiyaç duyulmayan rüyalardır. Hz. İbrahim'in (a.s), oğlu Hz. İsmail'i (a.s) kurban olarak kestiğini görmesi, bu rüyalardandır. "İbrahim dedi ki: Oğulcağızım, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm."[58] Tabire ihtiyaç duyulan açık olmayan rüyalar ise, tıpkı Hz. Yusuf'un (a.s) rüyası gibidir: "Yusuf, babasına dedi ki: Babacığım, ben on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm, bir de baktım ki onlar bana secde ediyorlar."[59] Nitekim tabiri yıllar sonra gerçekleşti. "Anasıyla babasını tahta çıkartıp oturttu ve hepsi de ona karşı secdeye kapandılar."[60] Bu olayın ardından Yusuf (a.s) babasına şöyle buyurdu: "Babacığım, evvelce gördüğüm rüya bu işte, Rabbim onu gerçekleştirdi."[61]»

EBCED HARFLERİNE GÖRE RÜYA TABİRİ
Bazı hekimler, rüya tabirinde 28 harften oluşan ebced harflerini esas almışlardır. Şöyle ki; rüya gören kimse, rüyasında gördüğü şeyin hangi harfle başladığına bakar. Söz gelimi "bal" görmüşse, ebced harflerinden "ba"ya, yani "be" harfine bakmalıdır. Buna göre, ebced harfleri şöyledir:

ا Elif (a, e, i, u harfleri): Murada erme.

ب Ba (be harfi): Bela ve sıkıntı.

ج Cim (ce harfi): Sevinç ve mutluluk.

د Dal (de harfi): Büyüklük.

هـ Ha (he harfi): Sevinç ve mutluluk.

و Vav (ve harfi): Murada erme.

ز Za (ze harfi): İyi hal ve rahatlık.

ح Ha (kalın he harfi): Zorluk, işin zorluğu.

ط Ta (kalın te harfi): Yol veya yolculuk.

ى Ya (ye harfi): Kalabalık ve birleşme.

ك Kaf (ke harfi): Yalan haber.

ل Lam (le harfi): Sıkıntılardan kurtulma.

م Mim (me harfi): İşlerde başarıya ulaşma.

ن Nun (ne harfi): Zayıflık ve tembellikten kurtulma.

س Sin (se harfi): Şeref ve yücelik.

ع Ayn: Saadet ve mutluluk.

ف Fa (fe harfi): Perişanlık ve hayıflanma.

ص Sad (kalın se harfi): İyi haller.

ق Gaf (Kalın ge harfi): Doğruluk ve güvenilirlik.

ر Ra (re harfi): Huzur ve mutluluk.

ش Şin (şe harfi): Doğruluk ve güvenilirlik.

ت Ta (te harfi): Mali zarar ve telef.

ث Sa (peltek se harfi): Bir kimseye karşı özlem.

خ Kha: İyi hal.

ذ Zal (peltek ze harfi): Makamda terfilik ve yükseliş.

ض Zad: Kötü hal, perişanlık.

ظ Za (kalın ze harfi): Güç ve derman.

غ Ğayn: Hayır, güven ve bereket.